Lale Koleji Anasınıfı

Eğitim Öğretim

İngilizce

Okulumuzda uyguladığımız İngilizce eğitiminde ‘Bütünsel Dil Yaklaşımına’ dayalı yöntem ve teknikler kullanılmaktadır. Bütünsel Dil Yaklaşımında İngilizce, anaokulu temel programıyla eşgüdüm sağlayarak, çocukların kendine özgü gelişim ve öğrenme özellikleri göz önüne alınarak, çocukların yaş gruplarına uygun oyun ve etkinliklerle verilmektedir.

İngilizce programımızda; çocuklara başka bir dilin varlığını anlatma, bu alanda kulak – dil alışkanlığını kazandırma, günlük yaşamda kullanılan basit cümleleri anlama ve kullanmaları hedeflenmiştir. Anadilimizi öğrenirken; duyduğumuz her şeyi “Taklit” ve “Tekrar” ederiz. Konuşmaya başlarken önce sesleri, ardından kelimeleri ve en sonunda da cümleleri söyleriz. Önce dinler, sonra konuşuruz. Çocuklar ise sadece dilini kullanır. Fiillerden, dilbilgisi kurallarından ve isimlerinden haberleri yoktur. Buna rağmen dili “mükemmel” bir şekilde öğrenebilirler. Onlar İngilizce’yi “yabancı” bir dil olarak algılamazlar. Bunun içindir ki, ikinci dili de anadillerini öğrendikleri gibi saydığımız bu yollardan “edinirler”. Örneğin; çocuklarda dil öğrenimi üzerine yapılan araştırmalarda, anadil dışında okulda öğrenilen diğer bir dilin de aynı şekilde (ölçüde) öğrenildiği gözlenmiştir. Aynı zamanda küçük yaşlarda öğrenilen bilgilerin büyük yaşlarda öğrenilene oranla daha kalıcı olduğu saptanmıştır. Telaffuz ve kulak dolgunluğu açısından önemi büyüktür. Unutulmaması gereken bir gerçek de küçük yaşlarda yabancı dil öğrenmenin her bakımdan çok kolay olmasıdır. 

Çocukların biyolojik donanımı (beyin gelişme durumu, gırtlak yapısı) yanında psikolojik ve ruh hâlleri de ikinci dil öğrenmeye uygundur. Üç-altı yaşları arasında oldukça meraklı olduklarından bu dönemde çocukları yabancı dille tanıştırmak gerekmektedir.

Erken yaşta yabancı dil öğrenen çocuk, psikolojik açıdan yaşıtlarına göre daha olgun, ilerdeki eğitim hayatında da akranlarına göre daha başarılı olmaktadır. Ayrıca yabancı dil öğrenme, çocukların zihnî gelişmesine ve toplum içinde daha sosyal olmasına büyük katkı sağlamaktadır. Çocuklar günlük hayatta ikinci dili aktif olarak kullanmadıkları için öğrendiklerini unutsalar bile, yabancı dile karşı merakı uyanmakta, farklı bir dil ve kültür olduğunun farkına varmaktadırlar. İki dillilikte olduğu gibi, erken yaşta ikinci dil öğretirken, anadilin de mutlaka çok iyi öğretilmesi gerektiği asla unutulmamalıdır.

Literatürlerde, “dil edinimi” aşamalı bir prosedür olarak nitelendirilmektedir. Bu prosedür kapsamında dil öğrenme sürecinin genelde 4 ve daha fazla aşama şeklinde gelişmekte olduğu ve her aşama sürecinin bir yıl olduğu kesinlik kazanmıştır.

  1. Birinci aşama: Imitasyon (taklit) dönemi olarak tanımlanmıştır; çocuklar verilen her kelime ve kalıbı tekrar ederek kullanmakta ve böylece öğrenme sağlanmaktadır.
  2. İkinci aşamada bu taklit dönemi daha etkin görülmektedir. Daha uzun ve çeşitli kalıplar öğrenilmektedir ve dilin özellikleri tekrar edilen bu kalıplar üzerinden algılanmaktadır. Yani, çocuk tekrar ettiği benzer kalıpların ortak yönlerini keşfetmeye başlar.
  3. En önemli dönem ise üçüncü yılda görülmektedir. Bu dönem kaos dönemi olarak da değerlendirilmektedir. Kalıplar yetmemektedir ve dilin yapısal özelliklerini fark eden çocuk kendi cümlelerini kurmaya çalışmaktadır. Kendi denemelerini ilk kez bu dönemde yapar. Bu nedenle bu dönemin en önemli belirtisi yanlışların yapılmasıdır. Bu dönem ne kadar yoğun denemelerden oluşursa, dördüncü aşama da o kadar başarılı geçmektedir.
  4. Öğrenim yılında artık dilin yapısal parçacıkları oluşmakta ve kısmen bütünleştirilmektedir. Belli bir kelime birikimi ile artık daha önce tanımlanmış olan bağlamlarda dil serbest ve etkin kullanılabilmektedir.

Dil öğrenmek ise, iradîdir, çevreden (anne-baba, öğretmen, arkadaş) destek ister ve aktif gayret gerektirir. Çocuğa böyle bir imkân sağlanırsa, ikinci dilin temeli atılmış olur. Bu imkân burada anaokulundan itibaren verilmektedir. Yabancı dil öğretiminin esas gayesi, yeni bir dili anadili gibi öğretmekten çok, çocuklarda kulak dolgunluğu oluşturmak, kelime dağarcığını zenginleştirmek ve sonraki yıllar için temel hazırlamaktır.

Okulumuz anasınıfı çocuklarına İngilizce sınıfında yabancı dili doğrudan değil farkında olmadan, eğlenceli, ilgilerini çekecek şekilde, dolaylı yolardan öğretilir. Böylece çocuk yabancı dille tabîî bir ortamda karşı karşıya gelir, Çocuk İngilizceyi somut ve görsel materyaller, CD’ler, kartlar yardımıyla çeşitli etkinlikler oynayarak, oyunlar, resimlerle, boyamalarla, şarkılarla, duyarak, görerek ve bizzat yaşayarak öğrenir. Öğretmen, hareket, jest, mimik; uygun ipucu verme, resim ve şekilleri gösterme, şarkı söyleme, şiir okuma, tekerlemelerle, karşılıklı konuşma gibi metotları kullanarak yabancı dildeki sesleri duymaya alışan çocuklara bunları zamanla benimsetir. Böylece İngilizce dersi kendi atmosferi içinde verilen çoklu eğitimi ile renkli ve zengin uyarıcılarla çocukların en verimli çağında, en güzel şekilde öğretilmesini sağlamaktadır.

Öğretilen kelime ve cümlelerin çocukların günlük hayatından seçilmesi ilgiyi artırmaktadır. Çocuk hangi oyuncak ve nesnelerle oynuyorsa, onların İngilizce isimlerini de kolayca öğrenmektedir. Oyun çocuk için en iyi öğrenme yoludur. Oyunla yabancı dil bir araya getirilince öğrenme daha da kolaylaşır ve bir keyif hâline gelir. Dil öğretiminde şarkı ve hareket de başarıyı yükseltir. Ritm ve melodiyle öğrenme eğlenceli hâle gelir ve bilginin hafızada kalması kolaylaşır. Çocuk, şarkıları önce anlamını bilmeden ezberler, kelimeleri öğrendikçe mânâyı da çözer. Bunun yanında, yabancı dil öğretimi için kullanılan boyama veya hikâye kitaplarından ve CD’ler den de faydalanmaktadır. Çocuklara dil öğretirken sık tekrarların yapılması hem öğrenilenlerin pekiştirilmesini hem de derse katılamayanların da öğrenme fırsatı bulmasını sağlamaktadır. 

Diğer yandan,  “Mü’minin mü’mine bağlılığı, taşları birbirine kenetli duvar gibidir” buyuran Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Buhârî.  Bizim yakınımızda ve uzağımızdaki din kardeşimizle olması gereken birlik ve beraberlikten söz etmektedir. Bununda ancak farklı kültür ve milletlerdeki Müslümanlar arasında sıkı diyalogların sağlanması, dünya barışının ve huzurun gelmesi için, böylece maddî-mânevî değerlerin paylaşılması, karşılıklı anlayış ve itimadın oluşması adına yetişen yeni neslin böyle bir dünyada rol oynayacak fertler olarak mutlaka bir, hatta daha fazla yabancı dil bilmek mecburiyetindedirler. Allah bütün çocuklara bu imkanı lütfetmiştir. Görev anneler ve babaların bu büyük fırsatı değerlendirip çocukların ikinci dil imkanını geliştirmekte düşer. 

Flickr Feed